Somon DNA

somon dna

Dillerden düşmeyen Somon DNA uygulamasını ESTELIV’in dermatologları sizin için anlatıyor. Somon polinükleotitleri vücuttaki hasarları gideren ve cilde aydınlık katan tamamen doğal yapısal elemanlardır. Uzmanlarımız cilt gençleştirme yöntemi olarak bilinen Somon DNA tedavisinin cildi gençleştirdiğini, canlandırdığını, cinsiyet ve yaş fark etmeksizin herkese uygulanabildiğini, işlemden sonra hastanın günlük hayatına devam edebildiğini ve işlemin yan etkisinin bulunmadığını belirtti.

CİLDİMİZİ SOMON DNA TEDAVİSİ GENÇLEŞTİRİYOR

En etkili anti-aging tedavilerinden olan Somon DNA tedavisinde, somon balığından elde edilen doğal polinükleotitlerin, mevcut kolajeni korumanın yanında yeni kolajen üretimini de desteklediğini söyleyen doktorlar, bu sayede cildin nemlendirilmesi, ince kırışıklıkların tedavisi, elastikiyet kaybının giderilmesi ve homojen bir cilt tonunun sağlandığını söyledi.

Yıllar içerisinde bağ doku elemanlarında kayıplar artıyor. Somon DNA’dan elde edilen kaynağın laboratuvar şartlarında ayrıştırılarak insan cildinde uygulanabilen bir forma getirildiği için cilt altına enjeksiyon yoluyla verilerek bağ dokunun çok daha güçlü hale gelmesi sağlanmaktadır. İçeriğindeki onarıcı proteinler ve hyaluronik asit cildin yenilenmesini sağlarken, güçlü antioksidanlar, hücrelerde oluşan oksidatif hasarı azaltıyor.

Unutmayalım ki Somon balığı DNA’sının insan DNA’sına en çok benzeyen DNA yapısıdır. Bu nedenle insana enjekte edilen Somon DNA’nın kişinin DNA yapısına etki ederek kolajen yapımını çok kuvvetli bir şekilde uyardığını ve genellikle 3 – 4 ay gibi bir sürede kişinin cildini daha sıkılaştırarak daha dolgun ve canlı hale getiriyor. Somon DNA tedavisi, yaş ve cinsiyet ve fark etmeksizin herkese uygulanabilen bir işlemdir. Somon DNA kuru cilde sahip olan kişilerde cilde nem kazandırmak, sigara içen veya uzun süre güneş hassasiyeti olan kişilerde cilt kalitesini artırmak, lekeli ciltlerde leke tonunu açmak, ince kırışıklıklarda azalma, ciltteki elastikiyet kaybı ve sarkıklıklarda toparlayıcı etki sağlamak amacı çok sık tercih edilen bir tedavi yöntemidir.  

Uzmanlar işlem yapılacak bölgeye lokal anestezik krem uygulayıp bekledikten sonra ince iğneler veya dermapen yardımıyla Somon DNA uyguluyor. Seanslar ortalama iki hafta aralıklarla 4 – 6 seans şeklinde uygulanır. Tedavi bittikten sonra elde edilen ciltteki iyileşme ortalama 6 – 8 ay daha devam etmektedir. Tedavi sonrası altı ay aralarla veya yılda bir kez tekli seanslar halinde Somon DNA işleminin tekrarlanması elde edilen sonucun kalıcılığını artıracaktır.

Somon DNA tedavisini yaptıracakların korkmasını gerektiren durum yok çünkü işlemden sonra hasta günlük hayatına kolaylıkla devam edebiliyor. Dermatologlar işlemin yaygın görülen bir yan etkisi bulunmadığını onaylıyor. Hatırlatalım ki işlem sonrasında hafif kızarıklık olabiliyor. Uygulama günü banyo yapılmaması, özellikle tedavi yapıldığı gün güneşten kaçınılması ve dermatolog önerisi ile SPF 50+ bir güneş koruyucunun düzenli olarak dört saat arayla sürekli olarak kullanımının gerekli olduğunu da belirtmek de fayda var.

Somon DNA tedavisi; yüz, boyun, gıdı, dekolte, göğüs, eller gibi birçok alana uygulanabilmektedir. Bu tedavi ile cilt yenilenmesi ve gençleştirilmesi, cilt neminin artırılması, yüzdeki koyu renkli lekelerde azalma, cilt tonunda açılma ve homojenleşme, gözaltı koyu halkaların giderilmesi, vücuttaki sarkma ve çatlakların giderilmesi, ince kırışıklıkların giderilmesi amaçlanmaktadır. Somon DNA tedavisi, mezoterapi, PRP, lazer ve radyofrekans tedavileri ile birlikte yapıldığında çok daha başarılı sonuçlar elde edilebilir.

Bir Yorum Yapın:

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir